Acil Randevu
0 530 17 17 433

Yalnızca hayati tehlike oluşturmayan kaza,
hastalık vb. durumlarda kullanılır.

Daha ciddi acil durumlar için
lütfen 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın.

Metropol İstanbul C1 Blok
18. Kat No: 293

Navigasyona Gönder
Acil Randevu
0 530 17 17 433

Yalnızca hayati tehlike oluşturmayan kaza,
hastalık vb. durumlarda kullanılır.

Daha ciddi acil durumlar için
lütfen 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın.

Metropol İstanbul C1 Blok
18. Kat No: 293

Navigasyona Gönder

Vezikoüreteral reflü (VUR)

Vezikoüreteral reflü, kısa adıyla VUR, mesanede biriken idrarın normal akış yönünün tersine, üreter adı verilen idrar kanallarına ve bazı durumlarda böbreklere doğru geri kaçmasıdır.

Normalde idrar böbreklerde üretilir, üreterler aracılığıyla mesaneye taşınır ve mesanede depolandıktan sonra dışarı atılır. Mesane ile üreter arasındaki doğal kapak mekanizması idrarın geriye kaçmasını engeller. Bu mekanizma yetersiz olduğunda vezikoüreteral reflü ortaya çıkar.

Vezikoüreteral reflü özellikle çocukluk çağında önemlidir. Çünkü idrarın böbreklere doğru geri kaçması, özellikle ateşli idrar yolu enfeksiyonları ile birlikte olduğunda böbrek dokusunda kalıcı hasara, yani renal skara yol açabilir.

Tedavide temel amaç sadece reflüyü radyolojik olarak ortadan kaldırmak değildir. Asıl hedef böbrek fonksiyonlarını korumak, ateşli idrar yolu enfeksiyonlarını önlemek ve uzun dönem böbrek hasarı riskini azaltmaktır.

VUR her çocukta aynı klinik seyri göstermez. Düşük dereceli reflülerde kendiliğinden düzelme olasılığı yüksekken, yüksek dereceli veya böbrek dokusu etkilenmiş reflülerde daha yakın takip ve aktif tedavi gerekebilir.

Vezikoüreteral Reflü Neden Önemlidir?

VUR’un önemi, mesanedeki bakterili idrarın böbreklere ulaşması durumunda ateşli idrar yolu enfeksiyonu ve piyelonefrit riskinin artmasıdır. Tekrarlayan ateşli enfeksiyonlar böbrek dokusunda skar oluşumuna katkıda bulunabilir.

Böbrek skarı ilerleyen yıllarda böbrek büyümesinde gerilik, hipertansiyon, gebelik döneminde sorunlar ve nadiren kronik böbrek hastalığı ile ilişkili olabilir.

Bununla birlikte her reflü hastası böbrek hasarı geliştirmez. Bu nedenle güncel yaklaşım, her hastayı aynı şekilde tedavi etmek yerine risk özelliklerine göre bireyselleştirilmiş takip ve tedavi planı oluşturmaktır.

Risk Faktörü Klinik Önemi
Reflü derecesi Yüksek dereceli reflülerde ateşli enfeksiyon ve böbrek hasarı riski daha fazladır.
Böbrek parankim durumu Skar veya parankim bozukluğu varsa takip daha dikkatli yapılır.
Ateşli idrar yolu enfeksiyonu Böbrek etkilenimi açısından en önemli klinik uyarılardan biridir.
Alt üriner sistem disfonksiyonu İdrar yolu enfeksiyonu riskini artırır ve reflünün düzelmesini geciktirebilir.
Kabızlık Mesane fonksiyonlarını bozarak enfeksiyon ve reflü kontrolünü olumsuz etkileyebilir.
Bilateral reflü İki böbreğin birlikte etkilenme olasılığı nedeniyle daha dikkatli izlem gerektirir.

Kimlerde Görülür?

Vezikoüreteral reflü çocuklarda sık görülen ürolojik sorunlardan biridir. Genel çocuk popülasyonunda yaklaşık %1 oranında bildirilebilir. İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda ise reflü saptanma olasılığı daha yüksektir.

Özellikle ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçiren bebek ve çocuklarda VUR açısından değerlendirme gerekebilir.

Aile öyküsü de önemlidir. VUR tanısı olan çocukların kardeşlerinde ve VUR öyküsü olan ebeveynlerin çocuklarında reflü görülme olasılığı artar. Bu nedenle ailede çocukluk çağı reflüsü, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, böbrek skarı veya böbrek yetmezliği öyküsü varsa hekime bilgi verilmelidir.

Vezikoüreteral Reflü Belirtileri Nelerdir?

VUR’un kendisi çoğu zaman doğrudan belirti vermez. Genellikle idrar yolu enfeksiyonu araştırılırken, doğum öncesi saptanan böbrek genişlemesi sonrasında veya aile taraması sırasında ortaya çıkar.

Belirti veya Bulgu Ne Düşündürür?
Açıklanamayan ateş Özellikle bebeklerde idrar yolu enfeksiyonunun tek belirtisi olabilir.
İdrar yaparken yanma Alt idrar yolu enfeksiyonu ile ilişkili olabilir.
Sık idrara çıkma Mesane irritasyonu veya işeme bozukluğunu düşündürebilir.
Ani sıkışma hissi Alt üriner sistem disfonksiyonunun belirtisi olabilir.
Gündüz idrar kaçırma Mesane depolama veya boşaltma sorunu ile ilişkili olabilir.
Gece alt ıslatma Tek başına VUR belirtisi değildir; ancak işeme alışkanlıkları sorgulanmalıdır.
Kötü kokulu veya bulanık idrar İdrar yolu enfeksiyonu açısından uyarıcıdır.
Karın veya yan ağrısı Üst üriner sistem etkilenimi veya enfeksiyonla ilişkili olabilir.
Kabızlık Mesane fonksiyonlarını bozarak enfeksiyon riskini artırabilir.
Bebeklerde huzursuzluk, kusma veya beslenme bozukluğu İdrar yolu enfeksiyonunun dolaylı belirtileri olabilir.

Vezikoüreteral Reflü Dereceleri

VUR, işeme sistoüretrografisi sırasında idrarın ne kadar geriye kaçtığına ve böbrek toplayıcı sisteminde genişleme yapıp yapmadığına göre 1’den 5’e kadar derecelendirilir.

Derece arttıkça reflünün anatomik ağırlığı ve izlem gereksinimi artar.

Derece Açıklama Genel Klinik Yaklaşım
Grade 1 İdrar yalnızca üretere kaçar, böbrek pelvisine ulaşmaz. Çoğu hastada izlem yeterli olabilir.
Grade 2 İdrar böbrek pelvisine ulaşır ancak genişleme yoktur. Spontan düzelme olasılığı yüksektir.
Grade 3 Üreter ve toplayıcı sistemde hafif-orta genişleme vardır. Risk durumuna göre izlem, profilaksi veya tedavi seçilir.
Grade 4 Üreter ve böbrek toplayıcı sisteminde belirgin genişleme vardır. Yakın takip ve seçilmiş hastalarda cerrahi değerlendirme gerekir.
Grade 5 Üreterde ileri genişleme ve kıvrımlanma, ciddi toplayıcı sistem genişlemesi vardır. Yüksek riskli kabul edilir; cerrahi tedavi daha sık gündeme gelir.

Tanı Nasıl Konur?

Tanıda çocuğun öyküsü, idrar yolu enfeksiyonu geçmişi, aile öyküsü, fizik muayene, idrar testleri ve görüntüleme yöntemleri birlikte değerlendirilir.

Amaç sadece reflüyü göstermek değildir. Böbreğin durumu, enfeksiyon riski ve mesane fonksiyonları da belirlenmelidir.

Böbrek ve Mesane Ultrasonografisi

Ultrasonografi radyasyon içermeyen, kolay uygulanabilen ve ilk basamakta sık kullanılan bir yöntemdir. Böbrek boyutu, böbrek parankim kalınlığı, idrar yollarında genişleme, üreter dilatasyonu ve mesane duvarı hakkında bilgi verir.

Ancak ultrasonografinin normal olması VUR’u tamamen dışlamaz.

Voiding Sistoüretrografi

Voiding sistoüretrografi, VUR tanısında temel görüntüleme yöntemlerinden biridir. Mesane kontrast madde ile doldurulur ve işeme sırasında idrarın üreterlere veya böbreklere geri kaçıp kaçmadığı değerlendirilir.

Reflünün derecesi bu yöntemle belirlenir. Mesane ve üretra anatomisi hakkında da bilgi sağlar.

DMSA Böbrek Sintigrafisi

DMSA sintigrafisi böbrek dokusunda skar veya fonksiyon kaybı olup olmadığını değerlendirmede kullanılır. Özellikle tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonu, yüksek dereceli reflü veya ultrasonografide böbrek parankim bozukluğu olan çocuklarda önemlidir.

Mesane Fonksiyonlarının Değerlendirilmesi

Tuvalet eğitimi almış çocuklarda ani sıkışma, idrar kaçırma, sık idrara çıkma, işemeyi erteleme, zayıf idrar akımı veya kabızlık varsa alt üriner sistem disfonksiyonu araştırılmalıdır.

İşeme günlüğü, uroflowmetri, işeme sonrası rezidü idrar ölçümü ve gerekli hastalarda ürodinamik inceleme kullanılabilir.

Vezikoüreteral Reflü Tedavisi

VUR tedavisi çocuğun risk profiline göre planlanır. Her reflü hastasında antibiyotik veya cerrahi gerekmez.

Düşük riskli çocuklarda yakın takip yeterli olabilirken, yüksek dereceli reflü, böbrek hasarı veya tekrarlayan ateşli enfeksiyon varlığında daha aktif tedavi gerekebilir.

  • İzlem ve koruyucu yaklaşım
  • Mesane-bağırsak disfonksiyonunun tedavisi
  • Antibiyotik profilaksisi
  • Endoskopik enjeksiyon tedavisi
  • Açık cerrahi üreteral reimplantasyon
  • Seçilmiş hastalarda laparoskopik veya robot yardımlı cerrahi

1. İzlem ve Koruyucu Yaklaşım

Düşük dereceli, böbrekleri normal, ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçirmeyen veya düşük riskli kabul edilen çocuklarda izlem uygun olabilir. Bu yaklaşımda hedef gereksiz ilaç veya cerrahiden kaçınırken enfeksiyonları erken tanımak ve böbreği korumaktır.

  • Yeterli sıvı alımının sağlanması
  • İdrarın uzun süre tutulmaması
  • Düzenli tuvalet alışkanlığının kazandırılması
  • Kabızlığın önlenmesi ve tedavi edilmesi
  • Ateşli durumlarda gecikmeden idrar tahlili ve idrar kültürü yapılması
  • Düzenli böbrek ve mesane ultrasonografisi ile takip
  • Gerekirse DMSA veya VCUG ile yeniden değerlendirme
  • Ailenin idrar yolu enfeksiyonu belirtileri konusunda bilgilendirilmesi

İzlem, pasif bir bekleme süreci değildir. Aile ve hekim iş birliği ile enfeksiyonların erken tanınması, mesane-bağırsak düzeninin sağlanması ve böbrek hasarının önlenmesi hedeflenir.

2. Mesane ve Bağırsak Disfonksiyonunun Tedavisi

VUR tedavisinde en kritik noktalardan biri özellikle tuvalet eğitimi almış çocuklarda mesane ve bağırsak fonksiyonlarının düzenlenmesidir.

Alt üriner sistem disfonksiyonu ve kabızlık, idrar yolu enfeksiyonu riskini artırabilir, reflünün kendiliğinden düzelmesini geciktirebilir ve cerrahi ya da endoskopik tedavinin başarısını olumsuz etkileyebilir.

Tedavi Basamağı Amaç
Zamanlı işeme Çocuğun idrarını ertelemesini önlemek ve mesane basıncını azaltmak.
Yeterli sıvı alımı İdrar yoğunluğunu azaltmak ve enfeksiyon riskini düşürmek.
Kabızlık tedavisi Rektal doluluğun mesane üzerindeki baskısını azaltmak.
İşeme günlüğü İşeme sıklığı, kaçırma ve sıvı alımını objektif izlemek.
Uroflowmetri ve rezidü ölçümü Mesanenin boşalma kalitesini değerlendirmek.
Üroterapi Doğru tuvalet postürü, düzenli işeme ve davranış eğitimi sağlamak.
Gerekirse ilaç tedavisi Aşırı aktif mesane veya belirgin fonksiyon bozukluğunda semptomları kontrol etmek.

Alt üriner sistem disfonksiyonu saptanan çocuklarda ilk tedavi çoğu zaman mesane-bağırsak fonksiyon bozukluğuna yönelik olmalıdır. Mesane fonksiyonları düzeltilmeden yapılan reflü tedavilerinde başarı daha sınırlı olabilir.

3. Antibiyotik Profilaksisi

Antibiyotik profilaksisi, idrar yolu enfeksiyonlarını önlemek amacıyla düşük doz antibiyotiğin düzenli olarak kullanılmasıdır.

Güncel yaklaşımda profilaksi tüm hastalara otomatik olarak verilmez. Daha çok enfeksiyon ve böbrek hasarı riski yüksek çocuklarda düşünülür.

Profilaksinin Düşünülebileceği Durumlar Gerekçe
Bir yaş altı semptomatik VUR Küçük yaşta febril enfeksiyonların böbreği etkileme riski daha önemlidir.
Yüksek dereceli reflü Böbreğe ulaşan basınçlı veya yoğun reflü riski daha fazladır.
Bilateral reflü İki böbreğin birlikte etkilenme olasılığı vardır.
Tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonu Yeni skar gelişimini önlemek için enfeksiyon kontrolü önemlidir.
Böbrekte skar veya parankim bozukluğu Mevcut böbrek dokusunu korumak gerekir.
Mesane-bağırsak disfonksiyonu İdrar yolu enfeksiyonu riski arttığı için profilaksi daha faydalı olabilir.
Cerrahi bekleyen yüksek riskli hasta Girişimsel tedaviye kadar enfeksiyon riskini azaltmak hedeflenir.

Profilakside kullanılabilecek ilaçlar arasında trimetoprim-sülfametoksazol, nitrofurantoin ve bazı yaş gruplarında amoksisilin yer alabilir.

İlaç seçimi çocuğun yaşına, alerji durumuna, idrar kültürü sonuçlarına ve bölgesel antibiyotik direnç özelliklerine göre yapılmalıdır. Profilaksi sırasında direnç gelişimi, tedaviye uyum ve enfeksiyon sıklığı düzenli olarak değerlendirilmelidir.

4. Endoskopik Enjeksiyon Tedavisi

Endoskopik enjeksiyon tedavisi, açık cerrahiye göre daha az invaziv bir tedavi seçeneğidir. Sistoskopi ile mesane içine girilir ve üreterin mesaneye açıldığı bölgeye özel bir dolgu maddesi enjekte edilir.

Bu dolgu maddesi üreter ağzının altında destek oluşturur, submukozal tünel etkisini artırır ve idrarın mesaneden üretere doğru geri kaçmasını azaltır veya tamamen engeller.

Endoskopik Tedavi Kimlerde Tercih Edilebilir?
  • Düşük veya orta dereceli persistan reflüsü olan çocuklar
  • Antibiyotik profilaksisine rağmen enfeksiyon geçiren ancak açık cerrahi gereksinimi net olmayan hastalar
  • Uzun süre antibiyotik kullanmak istemeyen veya kullanamayan hastalar
  • Ailenin daha az invaziv tedavi tercih ettiği uygun olgular
  • Böbrek durumu iyi olan ve anatomisi endoskopik işleme uygun çocuklar
Endoskopik Tedavinin Avantajları
  • Açık ameliyata göre daha az invazivdir.
  • Genellikle kısa süreli yatış veya günübirlik uygulama ile yapılabilir.
  • Karında büyük kesi gerektirmez.
  • İyileşme süresi genellikle daha kısadır.
  • Gerekirse tekrar uygulanabilir.
Endoskopik Tedavinin Sınırlılıkları
  • Başarı oranı reflü derecesi arttıkça azalabilir.
  • Grade IV-V reflülerde açık cerrahi kadar güçlü bir seçenek olmayabilir.
  • Bazı hastalarda ikinci veya üçüncü enjeksiyon gerekebilir.
  • Duplike sistem, nöropatik mesane, belirgin üreter genişliği veya ciddi mesane disfonksiyonu varlığında başarı daha düşük olabilir.
  • Nadir olarak üreterovezikal bileşkede tıkanıklık gelişebilir.
VUR Derecesi Endoskopik Başarı Hakkında Genel Değerlendirme
Grade I-II Başarı oranı daha yüksektir; uygun hastada iyi bir seçenektir.
Grade III Orta dereceli reflüde hasta seçimi önemlidir; başarı kabul edilebilir düzeydedir.
Grade IV Başarı düşebilir; böbrek durumu ve enfeksiyon öyküsü dikkate alınır.
Grade V Endoskopik başarı daha sınırlıdır; çoğu hastada reimplantasyon daha güçlü seçenektir.

5. Açık Cerrahi Tedavi: Üreteral Reimplantasyon

Açık cerrahi tedavi, VUR tedavisinde en yüksek başarı oranına sahip yöntemlerden biridir. Ameliyatın temel prensibi, üreterin mesane içine giriş şeklini yeniden düzenleyerek idrarın geriye kaçmasını engelleyen etkili bir antireflü mekanizma oluşturmaktır.

Normalde üreter mesane duvarı içinde belirli bir mesafe boyunca ilerler ve mesaneye açılır. Mesane dolduğunda bu tünel sıkışır ve idrarın üretere geri kaçması engellenir. VUR’da bu tünel kısa veya yetersiz olabilir. Cerrahide üreterin mesane içindeki tüneli uzatılır veya yeniden oluşturulur.

Açık Cerrahi Kimlerde Tercih Edilir?
  • Persistan yüksek dereceli reflü, özellikle grade IV-V
  • Böbrek parankiminde skar veya fonksiyon bozukluğu
  • Tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonu
  • Antibiyotik profilaksisine rağmen enfeksiyon gelişmesi
  • Endoskopik enjeksiyon tedavisinin başarısız olması
  • Belirgin üreter genişliği
  • Kompleks anatomik anomaliler
  • Ailenin kesin ve daha kalıcı tedavi istemesi
  • Seçilmiş bilateral yüksek dereceli reflü olguları
Cerrahi Teknik Genel Özellik
Cohen cross-trigonal reimplantasyon En sık kullanılan ve güvenilir tekniklerden biridir. Üreter mesane içinde karşı tarafa doğru yeniden tünellenir.
Politano-Leadbetter tekniği Üreter için yeni bir giriş yolu oluşturularak antireflü mekanizma sağlanır.
Glenn-Anderson tekniği Mesane içi yaklaşımla üreterin yeniden yerleştirilmesini sağlar.
Lich-Gregoir ekstravezikal teknik Mesane açılmadan, dışarıdan üreteral tünel oluşturulması prensibine dayanır.
Açık Cerrahinin Avantajları
  • Yüksek başarı oranına sahiptir.
  • Yüksek dereceli reflülerde endoskopik tedaviye göre daha etkili olabilir.
  • Tek işlemle kalıcı tedavi şansı yüksektir.
  • Kompleks anatomik durumlarda daha kontrollü düzeltme sağlar.
  • Böbrek hasarı riski yüksek çocuklarda enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Açık Cerrahinin Olası Dezavantajları
  • Endoskopik tedaviye göre daha invazivdir.
  • Kesi gerektirir.
  • Hastanede yatış süresi daha uzun olabilir.
  • Ameliyat sonrası sonda veya dren gerekebilir.
  • Nadir olarak kanama, enfeksiyon, geçici idrar retansiyonu veya üreterovezikal bileşkede darlık gelişebilir.

Açık cerrahi tekniklerde başarı oranları genel olarak oldukça yüksektir. Bu nedenle yüksek dereceli, kalıcı, böbrek hasarı ile ilişkili veya endoskopik tedaviye uygun olmayan reflülerde güçlü bir tedavi seçeneğidir.

6. Laparoskopik ve Robot Yardımlı Cerrahi

Laparoskopik ve robot yardımlı üreteral reimplantasyon, açık cerrahinin minimal invaziv alternatifleri olarak uygulanabilir. Bu yöntemlerde küçük kesilerden kamera ve cerrahi aletlerle işlem yapılır. Robotik cerrahide cerrah, robotik kolları konsol aracılığıyla kontrol eder.

Başlık Açıklama
Ne zaman düşünülebilir? Deneyimli merkezlerde, seçilmiş hastalarda, büyük çocuklarda, kompleks anatomili olgularda veya önceki tedavilerden sonra revizyon gereken durumlarda düşünülebilir.
Avantajları Daha küçük kesiler, daha az postoperatif ağrı, daha kısa hastanede kalış ve daha iyi kozmetik sonuç sağlayabilir.
Sınırlılıkları Operasyon süresi uzun olabilir, maliyet yüksektir, cerrah deneyimine bağımlıdır ve açık cerrahiye rutin üstünlüğü kesin değildir.

Bu nedenle laparoskopik veya robotik cerrahi her hasta için standart yaklaşım değildir. Deneyimli merkezlerde uygun hasta seçimi ile aileye alternatif olarak sunulabilir.

Hangi Hastaya Hangi Tedavi Uygulanır?

Hasta Grubu Genel Yaklaşım
Düşük dereceli, böbrekleri normal, semptomsuz çocuk İzlem veya seçilmiş olgularda profilaksi.
Düşük dereceli reflü ve işeme bozukluğu Öncelikle mesane-bağırsak disfonksiyonu tedavisi.
Yüksek dereceli reflü, normal böbrek ve enfeksiyon yok Yakın izlem, profilaksi veya aile tercihiyle girişimsel tedavi.
Yüksek dereceli reflü ve böbrek hasarı Daha aktif takip, profilaksi ve cerrahi değerlendirme.
Profilaksiye rağmen ateşli idrar yolu enfeksiyonu Endoskopik veya cerrahi tedavi değerlendirilir.
Kalıcı grade IV-V reflü Çoğu hastada üreteral reimplantasyon daha güçlü seçenektir.
Düşük-orta dereceli persistan reflü Endoskopik enjeksiyon uygun seçenek olabilir.
LUTD eşlik eden reflü Önce LUTD tedavisi, gerekirse ek reflü tedavisi.

Tedavide Amaç Nedir?

  • Ateşli idrar yolu enfeksiyonlarını önlemek
  • Böbrekte yeni skar gelişimini azaltmak
  • Mevcut böbrek fonksiyonunu korumak
  • Mesane ve bağırsak fonksiyonlarını düzenlemek
  • Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak
  • Gereksiz cerrahiden kaçınmak
  • Yüksek riskli hastalarda zamanında girişimsel tedavi uygulamak
  • Çocuğun uzun dönem böbrek sağlığını korumak

Ameliyat Sonrası Takip

Cerrahi veya endoskopik tedavi sonrası takip, yapılan işleme ve hastanın risk durumuna göre planlanır. Her çocukta aynı testlerin yapılması gerekmez.

Takipte enfeksiyon gelişip gelişmediği, böbreklerin ultrasonografik görünümü, işeme alışkanlıkları, kabızlık durumu ve gerekirse reflünün devam edip etmediği değerlendirilir.

  • İdrar tahlili ve idrar kültürü
  • Böbrek ve mesane ultrasonografisi
  • Gerekirse VCUG ile reflü kontrolü
  • Böbrek parankimi için DMSA sintigrafisi
  • Kan basıncı takibi
  • Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi
  • İşeme düzeni ve kabızlığın izlenmesi

Böbrekte skar veya fonksiyon kaybı olan çocuklarda takip çocuk nefrolojisi ile birlikte sürdürülebilir. Yüksek riskli olgularda izlem ergenlik dönemine kadar devam edebilir.

Aileler Nelere Dikkat Etmelidir?

VUR tanısı alan çocuklarda ailelerin en önemli görevi, idrar yolu enfeksiyonlarını erken fark etmek ve ateşli durumlarda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmaktır.

Özellikle ateşli enfeksiyonlarda idrar tahlili ve idrar kültürü yapılması böbrek sağlığı açısından önemlidir.

  • Açıklanamayan ateş
  • İdrar yaparken yanma
  • Sık idrara çıkma veya ani sıkışma
  • Kötü kokulu veya bulanık idrar
  • Karın veya yan ağrısı
  • Kusma, halsizlik veya beslenme bozukluğu
  • Gündüz idrar kaçırmada artış
  • Kabızlığın belirginleşmesi
  • Koruyucu antibiyotik kullanırken ateşli enfeksiyon gelişmesi

Sonuç

Vezikoüreteral reflü, çocuklarda böbrek sağlığı açısından dikkatle izlenmesi gereken bir hastalıktır. Her çocukta cerrahi gerekmez. Düşük riskli hastalarda izlem, enfeksiyonlardan korunma, mesane-bağırsak düzeninin sağlanması ve gerektiğinde antibiyotik profilaksisi yeterli olabilir.

Yüksek dereceli reflü, böbrek hasarı, tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonu, iki taraflı hastalık veya mesane fonksiyon bozukluğu bulunan çocuklarda daha aktif tedavi gerekir.

Endoskopik enjeksiyon daha az invaziv bir seçenek olarak özellikle düşük-orta dereceli reflülerde tercih edilebilir. Açık üreteral reimplantasyon ise yüksek dereceli ve kalıcı reflülerde en yüksek başarı oranına sahip cerrahi yöntemlerden biridir.

En doğru tedavi yaklaşımı; reflünün derecesi, böbrek durumu, enfeksiyon öyküsü, mesane fonksiyonu, çocuğun yaşı, tedaviye uyum ve ailenin tercihi birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular​​​

Vezikoüreteral reflü nedir?

Vezikoüreteral reflü, mesanedeki idrarın normal akış yönünün tersine üreterlere ve bazen böbreklere doğru geri kaçmasıdır. Çocuklarda özellikle ateşli idrar yolu enfeksiyonu ve böbrek hasarı riski nedeniyle önemlidir.

Vezikoüreteral reflü çocuklarda sık görülür mü?

Evet. Çocuklarda sık görülen ürolojik anomalilerden biridir. Genel çocuk popülasyonunda yaklaşık %1 oranında görülebilir. İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda ise görülme sıklığı daha yüksektir.

Vezikoüreteral reflü neden olur?

En sık neden, mesane ile üreter arasındaki doğal kapak mekanizmasının yeterince çalışmamasıdır. Bazı çocuklarda bu durum doğuştandır. Bazı hastalarda ise mesane fonksiyon bozukluğu, işeme bozuklukları veya nörojenik mesane gibi durumlara bağlı gelişebilir.

Vezikoüreteral reflü kalıtsal mıdır?

Aile öyküsü önemlidir. VUR tanısı olan çocukların kardeşlerinde ve VUR öyküsü olan ebeveynlerin çocuklarında reflü görülme olasılığı artmıştır. Bu nedenle ailede reflü veya reflüye bağlı böbrek hasarı varsa hekime bilgi verilmelidir.

Vezikoüreteral reflü belirti verir mi?

Reflünün kendisi her zaman belirti vermez. Çoğu çocukta ateşli idrar yolu enfeksiyonu, sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, kötü kokulu idrar, karın ağrısı veya idrar kaçırma gibi şikâyetler nedeniyle yapılan değerlendirmede saptanır.

Bebeklerde vezikoüreteral reflü nasıl anlaşılır?

Bebeklerde belirtiler belirgin olmayabilir. Açıklanamayan ateş, huzursuzluk, kusma, beslenme bozukluğu, kilo alamama veya idrar yolu enfeksiyonu reflü açısından değerlendirme gerektirebilir.

Vezikoüreteral reflü böbreğe zarar verir mi?

Bazı çocuklarda özellikle tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonları ile birlikte böbrekte skar adı verilen kalıcı hasar gelişebilir. Ancak her reflü böbrek hasarına yol açmaz. Risk; reflü derecesi, enfeksiyon sıklığı, böbrek durumu ve mesane fonksiyonlarına göre değişir.

Vezikoüreteral reflü dereceleri nelerdir?

VUR 1’den 5’e kadar derecelendirilir. Grade 1 en hafif, grade 5 en ileri derecedir. Düşük dereceli reflülerde kendiliğinden düzelme olasılığı daha yüksektir; yüksek dereceli reflülerde enfeksiyon ve böbrek hasarı riski daha fazladır.

Vezikoüreteral reflü kendiliğinden geçer mi?

Evet, özellikle düşük dereceli reflülerde ve küçük yaşta tanı alan çocuklarda kendiliğinden düzelme olabilir. Grade I-II reflülerde düzelme olasılığı daha yüksektir. Yüksek dereceli, iki taraflı veya böbrek hasarıyla birlikte olan reflülerde ise daha yakın takip gerekir.

Vezikoüreteral reflü tanısı nasıl konur?

Tanıda çocuğun öyküsü, idrar yolu enfeksiyonu geçmişi, aile öyküsü, fizik muayene, idrar testleri ve görüntüleme yöntemleri birlikte değerlendirilir. Ultrasonografi, voiding sistoüretrografi ve gerekli durumlarda DMSA sintigrafisi kullanılabilir.

Ultrasonografi reflüyü gösterir mi?

Ultrasonografi böbrek ve idrar yollarındaki genişleme, böbrek yapısı ve mesane görünümü hakkında bilgi verir; ancak reflüyü her zaman doğrudan göstermez. Normal ultrasonografi vezikoüreteral reflüyü tamamen dışlamaz.

Voiding sistoüretrografi nedir?

Voiding sistoüretrografi, mesane kontrast madde ile doldurulduktan sonra işeme sırasında idrarın üreterlere veya böbreklere geri kaçıp kaçmadığını gösteren görüntüleme yöntemidir. VUR tanısında temel yöntemlerden biridir.

DMSA sintigrafisi neden yapılır?

DMSA sintigrafisi, böbrek dokusunda hasar veya skar olup olmadığını değerlendirmek için kullanılır. Özellikle yüksek dereceli reflü, tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonu veya böbrek parankim bozukluğu şüphesi olan çocuklarda önemlidir.

Her ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukta reflü araştırılır mı?

Her çocukta aynı yaklaşım gerekmez. Ancak özellikle küçük yaşta ateşli idrar yolu enfeksiyonu, tekrarlayan enfeksiyon, anormal ultrasonografi bulguları veya ailede reflü öyküsü varsa VUR açısından değerlendirme yapılabilir.

Vezikoüreteral reflüde tedavi her çocukta gerekli midir?

Hayır. Düşük dereceli, böbrekleri normal ve enfeksiyon riski düşük çocuklarda yalnızca takip yeterli olabilir. Tedavi kararı çocuğun yaşına, reflü derecesine, enfeksiyon öyküsüne, böbrek durumuna ve mesane fonksiyonlarına göre verilir.

Vezikoüreteral reflü tedavisinde amaç nedir?

Tedavinin temel amacı böbrek fonksiyonlarını korumak, ateşli idrar yolu enfeksiyonlarını önlemek, yeni böbrek skarı gelişimini engellemek ve gereksiz antibiyotik ya da cerrahiden kaçınmaktır.

Antibiyotik koruması her çocukta gerekir mi?

Hayır. Antibiyotik profilaksisi her reflü hastasında gerekli değildir. Daha çok küçük yaş, yüksek dereceli reflü, iki taraflı reflü, tekrarlayan ateşli enfeksiyon, böbrek hasarı veya mesane-bağırsak disfonksiyonu olan çocuklarda düşünülür.

Antibiyotik profilaksisi ne kadar süre kullanılır?

Süre çocuğun risk durumuna göre değişir. Bazı çocuklarda tuvalet eğitimi tamamlanana ve mesane fonksiyonlarının iyi olduğu görülene kadar kullanılabilir. Süre ve ilaç seçimi mutlaka hekim tarafından belirlenmelidir.

Antibiyotik profilaksisinin sakıncaları var mıdır?

Uzun süreli antibiyotik kullanımında direnç gelişimi, ilaç yan etkileri ve aile uyumunda zorluklar görülebilir. Bu nedenle antibiyotik profilaksisi risk-fayda dengesi değerlendirilerek verilmelidir.

Mesane-bağırsak disfonksiyonu neden önemlidir?

Kabızlık, idrarı tutma, ani sıkışma, gündüz idrar kaçırma ve düzensiz işeme gibi sorunlar idrar yolu enfeksiyonu riskini artırabilir ve reflünün düzelmesini geciktirebilir. Bu nedenle özellikle tuvalet eğitimi almış çocuklarda bu durum mutlaka değerlendirilmelidir.

Kabızlık vezikoüreteral reflüyü etkiler mi?

Evet. Kabızlık mesane fonksiyonlarını bozarak idrar yolu enfeksiyonu riskini artırabilir. Reflü tedavisinde kabızlığın düzeltilmesi önemli bir basamaktır.

Endoskopik enjeksiyon tedavisi nedir?

Endoskopik tedavide, sistoskopi ile mesane içine girilerek üreterin mesaneye açıldığı bölgeye özel bir dolgu maddesi enjekte edilir. Bu işlem, idrarın geriye kaçmasını engelleyecek destekleyici bir yapı oluşturmayı amaçlar.

Endoskopik tedavi kimler için uygundur?

Daha çok düşük-orta dereceli reflülerde, uzun süre antibiyotik kullanmak istemeyen veya profilaksiye rağmen enfeksiyon geçiren seçilmiş çocuklarda düşünülebilir. Yüksek dereceli reflülerde başarı oranı daha düşük olabilir.

Endoskopik tedavinin avantajları nelerdir?

Açık cerrahiye göre daha az invazivdir, kesi gerektirmez, iyileşme süresi daha kısadır ve genellikle kısa süreli yatışla yapılabilir. Ancak bazı çocuklarda ikinci enjeksiyon gerekebilir.

Endoskopik tedavi kesin çözüm müdür?

Her hastada kesin çözüm olmayabilir. Başarı oranı reflünün derecesine, üreter yapısına, mesane fonksiyonlarına ve eşlik eden anomalilere bağlıdır. Yüksek dereceli reflülerde açık cerrahi daha başarılı olabilir.

Açık cerrahi tedavi ne zaman gerekir?

Persistan yüksek dereceli reflü, tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonu, böbrekte skar veya parankim hasarı, profilaksiye rağmen enfeksiyon gelişmesi ya da endoskopik tedavinin başarısız olması durumunda açık cerrahi düşünülebilir.

Üreteral reimplantasyon nedir?

Üreteral reimplantasyon, üreterin mesaneye giriş bölgesinin yeniden düzenlendiği cerrahi işlemdir. Amaç, idrarın böbreğe doğru geri kaçmasını engelleyen daha etkili bir kapak mekanizması oluşturmaktır.

Açık cerrahi tedavinin başarı oranı yüksek midir?

Evet. Açık üreteral reimplantasyon, özellikle yüksek dereceli reflülerde en yüksek başarı oranına sahip tedavilerden biridir. Kılavuzda açık cerrahi başarı oranları genellikle %92–98 civarında bildirilmektedir.

Robotik veya laparoskopik cerrahi yapılabilir mi?

Seçilmiş hastalarda ve deneyimli merkezlerde laparoskopik veya robot yardımlı cerrahi yapılabilir. Ancak her hasta için standart yaklaşım değildir. Açık cerrahiye göre avantaj ve dezavantajları hasta özelinde değerlendirilmelidir.

Cerrahi sonrası tekrar reflü olur mu?

Cerrahi sonrası başarı oranı yüksektir, ancak nadiren reflü devam edebilir veya tekrar edebilir. Bu nedenle ameliyat sonrası takip önemlidir. Takip planı çocuğun risk durumuna göre belirlenir.

Ameliyat sonrası takip nasıl yapılır?

Takipte idrar yolu enfeksiyonu olup olmadığı, ultrasonografi bulguları, böbrek fonksiyonları, kan basıncı, işeme düzeni ve kabızlık değerlendirilir. Gerekli durumlarda VCUG veya DMSA sintigrafisi yapılabilir.

Vezikoüreteral reflüde sünnetin yeri var mıdır?

Erkek bebeklerde sünnetin idrar yolu enfeksiyonu riskini azaltabileceği bilinmektedir. Bu nedenle bazı riskli erkek bebeklerde koruyucu yaklaşımın bir parçası olarak değerlendirilebilir. Karar aile ve hekim tarafından birlikte verilmelidir.

Aileler hangi durumda doktora başvurmalıdır?

Açıklanamayan ateş, idrar yaparken yanma, kötü kokulu idrar, sık idrara çıkma, karın veya yan ağrısı, kusma, halsizlik, bebeklerde beslenme bozukluğu veya antibiyotik kullanırken ateşli enfeksiyon gelişmesi durumunda doktora başvurulmalıdır.

Vezikoüreteral reflü uzun dönemde hipertansiyon yapar mı?

Böbrekte ciddi veya iki taraflı skar gelişen çocuklarda uzun dönemde hipertansiyon riski artabilir. Bu nedenle böbrek hasarı olan çocuklarda kan basıncı ve böbrek fonksiyonları düzenli takip edilmelidir.

Vezikoüreteral reflü tamamen iyileşir mi?

Birçok çocukta reflü kendiliğinden veya tedaviyle düzelebilir. Ancak böbrekte skar gelişmişse bu hasar kalıcı olabilir. Bu nedenle erken tanı, uygun takip ve enfeksiyonların zamanında tedavisi önemlidir.

x
Korhan Akgül Yetişkin & Çocuk Ürolojisi’nde, yetişkin ve çocuk hastalara yönelik ürolojik değerlendirme, tanı ve tedavi süreçlerinde hasta odaklı sağlık hizmeti sunuyoruz.

Bize Ulaşın

Adres: Metropol İstanbul C1 Blok
18. Kat No: 293

Çalışma Saatlerimiz Pzt-Cmt: 07.00 – 19.00